Üniversitede Değişen Sex Hayatım – Bölüm 2

3. BÖLÜME GİTMEK İÇİN TIKLAYIN!

Hoca yine de büyük bir ciddiyetle geldi. İmza kağıdını verdikten sonra hız kesmeden dersi anlatmaya başladı. Ben dersi dinleyemiyordum. Zaten dersi sıkıcı buluyordum ve şimdi o kız da işin içine girince iyice kopmuştum. O kıza bakıyordum ara sıra. Kalemi, defteri önündeydi ama genellikle telefonuyla uğraşıyordu. Hocaya da arada göstermelik olsun diye notlar alıyordu defterine. Fakat onun da aklının derste olmadığına kalıbımı basarım! Fakat ben onu düşünüyordum, o başka alemlerdeydi. Sadece ikimizin de ortak noktası, o anki dersi dinlemiyor oluşumuz idi. Dersin ilk defa nasıl geçtiğini anlamamıştım ki, hocanın “Ara veriyoruz arkadaşlar. 15 dakika sonra yine buradayız. “ demesiyle kendime geldim. Hoca daha sonra kendini bir an önce buradan atmak istermiş gibi sınıftan çıktı. Bende arkasından çıktım ve bahçeye geçtim. Sigara yaktım ve içerken beynimin içinde bir sürü kurgu kuruyordum. Bu kıza bir şekilde yaklaşmak istiyordum. Aşık olmamıştım yanlış anlamayın. Kız sadece çekici ve her erkeğin sexte isteyeceği türden bir kızdı. Fakat pek iyi ayak olmadığı da belliydi. Ben kafamın içinde tanışma bahaneleriyle savaş verirken, o an beni çok önceden bulmuş adeta gafil avlamıştı. Arkamdan çok tatlı bir ses “Şey… Merhaba. Ateşinizi kullanabilir miyim?” dedi. Vücudumu biraz çevirdiğimde karşımda o kızı gördüm.

Sınıfa girdiği andan itibaren beni uçuran, aklımı başımdan alan, derse olan ufacık konsantremi de yerle bir eden o kız. Birkaç saniyelik duraksamadan sonra “Tabii!” Diyerek çakmağımı uzattım. Sigarasını yaktıktan sonra çakmağı uzattı ve ardından sigarasından bir duman alıp üfledikten sonra elini uzatarak “Ayça ben. “ dedi. Elini sıktım nazikçe ve “Ertuğrul. “ dedim. Gülümsedi, hoş muhabbet bir kızdı. Daha tanışalı dakikalar olmasına rağmen, yıllanmış bir dostluğa sahipmişiz gibi bir şeyler anlatıyordu. Bende onun tatlı anlatışında kaybolmuş, adeta hipnoz edilmiş gibi onu dinliyordum. Ayça 5 dakika nefessiz konuştuktan sonra “Kusura bakma. Çok konuştum, sıktım seni de. “ dedi. Gülümsedim ve “Hayır, hayatımın en keyifli dakikalarıydı. “ dedim. Gülümsedi “İyi bari, benim çenemden sıkılmayan birisini buldum. “ dedi.

 

Özet geçmek gerekirse, Konya’da doğup büyüdüğünü, ailesinin şehir dışında okumasına yanaşmadığı için mecburen Konya’da bir Üniversite’de okumak zorunda kaldığını, buralardan nefret ettiğini, insanlarının genellikle yobaz olduğunu falan söyledi. Daha sonra “Ee, sen anlat bakalım. “ dedi. Bende kendimi döktüm fakat onun gibi heyecanlı, büyüleyici bir anlatımla değil, tam tersine bir fiyasko ile bıraktım kendi bilgilerimi onun zihnine. Güldü ve “İzmir demek? Bayılırım. “ dedi. Gülümseyerek “Güzel şehirdir. Bayanları gibi. “ dedim. Kaşının birisini havaya kaldırarak imalı imalı baktıktan sonran “Demek senin için şehrin güzelliği için kriter bayanlar ha?” dedi. Güldüm “Nispeten. “ dedim. Kahkaha atarak “İzmir’e çok gidemedim ama orası tam benim ruhuma hitap ediyor. Orada yaşamak için neler vermezdim. “ dedikten sonra “Sen niye orasını bıraktın da buraya geldin?” diye sordu. Bende “Boş ver, ailemden biraz sexle uzaklaşmak istedim. “ dedim. Ayça sanki pot kırmış gibi bir yüz ifadesi takınarak “Hııı… kusura bakma. Özel bir meseleydi herhalde? Burnumu soktum, of bunu hep yapıyorum. “ diye kendine kızarken omzuna yavaşça dokunarak “Hey, sakin ol. Kızmadım, darılmadım, gücenmedim sakin. “ dedim. Gülerek “Oh iyi bari.“ dedi.

Bir Cevap Yazın

Email adresiniz kesinlikle hiç kimse ile paylaşılmayacaktır. Tüm alanları doldurunuz. *

DMCA.com Protection Status